..the devil inside..

Saturday, August 20, 2005

Corç.. Vol.I

Tek suçum yolda yürümek miydi die düşündü sessizce.. daha 10 dakika önce cihangir'in arka sokaklarında volta atıyordu, hem de hiç serzenişte bulunmadan.

şimdiyse ne olduğuna anlam veremediği, her yerinde parıl parıl ışıklar olan, metalik renklere bürünmüş, garip garip yaratıkların olduğu bir cismin içinde tek başınaydı.

çok uzun sürmedi neyle karşı karşıya olduunu anlaması.. bu bir uzay gemisiydi ve CORÇ uzaylılar tarafından kaçırılmıştı. hiç kimse corçun ne konuştuunu anlamıyordu. corçun bildii ingilizce geçmişte kalmıştı. çok az kelime hatırlıyordu ve bu kelimelerin hiçbiri ona bu durumda yardımcı olamayacak kelimelerdi.. bir uzaylıya "bitch" demenin herhangi bir faydası olacağını düşünmüyordu ve haksız da sayılmazdı. çünkü uzaylıların dilinde "bitch" kelimesi "fuck me" demekti.. yani bu kelime corçun başına daha büyük belalara sokabilirdi.

uzay gemisinin içindeki tüm canlılar bir yerlere koşturuyordu panik halinde. corç tüm bu olan bitene anlam vermeye çalışırken, birden duyduğu alarm sesiyle kendine geldi. etrafı alarmlardan çıkan kırmızı ışıklar ve kulakları sağır edici bir gürültü kapladı. zaten olan panik havası yerini çaresizlik içinde ne yapacağını bilmeyen canlıların oraya buraya koşturmasına bıraktı. ve corç orda ne olduğunu, kim olduunu, ne yapacağını bilemeden durdu.. birden o sağır edici gürültünün içinde bir ses duydu.. biri ona sesleniyordu adıyla. corç ilk başta öldüğünü sandı. bir uzay mekiğindeydi, her yanda alarmlar çalıyordu ve biri onun adını sesleniyordu.. uzak bir ihtimal gibi görünmüştü bu corça. fakat sesi tekrar tekrar duydu. nereye gitmesi gerektiini bilmiyordu, kaçacak hiçbi yeri yoktu. yani kaybedecek birşeyi kalmamıştı. ve sesi takip etmeye karar verdi. durduğu yerden sese doğru ilerlemeye başladı.

ses gittikçe yaklaşıyordu. uzun bir koridordan geçti. uzay mekiği çoktan boşalmışa benziyordu etrafta kimseyi görmüyordu. nasıl olsa ölücem dedi kendi kendine. artık umudu kalmamıştı. ve birden önünde bir kapı açıldı. kapının ardındakini gördüğünde gözlerine inanamadı. orda tam karşısında duran şey bir ışınlanma ünitesiydi ve hala çalışır durumdaydı.

corçun tek yapması gereken koordinatları doğru yazmak ve tuşa basmaktı o kdr. corç koordinatları tam olarak hatırlayamadığını farketti, fakat dünyaya geri dönersem evime dönmenin bir yolunu bulurum nasıl olsa diye düşündü.. ünitenin içine girdi, sağ tarafındaki panele koordinatları yazdı ve tuşa bastı.. bir anda her yanı saran ışıklar corçu kör edecekti nerdeyse. ve corç gözlerini açtı.. yatağındaydı.. olmak istediği yerde.. hepsi bir rüyaydı..

Corç gördüğü çılgın kabustan sonra yatakta doğrulup boncuk boncuk terlemiş alnını sildi, fanilasını değiştirdi . Akşam yediği sucuklu kuru fasülye zaman zaman bu tip etkiler yapıyordu. Ucuz çalar saatin fosforlu ışıklarından saatin 4,30 olduğunu görünce daha erkenmiş diye düşünerek vurdu kıçını tekrar yattı. Oysa bu yatış hayra alamet olmayacaktı. On dakika sonra yatakta corçun sadece fanilası ve donu kalmıştı.

Corç bu sefer tenha görünen , yer yer çimenlik , sıcaklığı evindekinden daha yüksek bir yerde açtı gözlerini. Hava aydınlanmıştı , sabah saatleri olmalıydı. Etrafta ağaçlar , sağında ve solunda iki beyaz bina , bir takım park edilmiş arabalar ve terk edilmiş midibüsler vardı. Sağ tarafında içinden borular çıkan ve su sesi gelen bir alan gördü, garip bir yüzme havuzu olmalı diye düşündü. Yine terleşmişti, hava boğucuydu, havuza girer biraz serinlerdi belki, zaten çıplaktı nedense. Yavaşça havuza doğru ilerledi . Tam atlamaya hazırlanırken göreceği manzaraya kendini hazırlamadığı için donakaldı İçinde garip maddeler yüzen kötü bir koku salan bir yüzme havuzu.. Evet kesinlikle Gotham şehrindeyim diye düşündü. Corçcuk o şokla yerinde kalakalmışken, yedek parça yüklü bir Mertur tırının hızla üzerine gelmekte olduğundan da habersizdi. Kornayı duyduğunda kendini can havliyele bir Cezayir Urban'ın altına attı. Tanrım nasıl bir kabus bu , nasıl bir yer burası , deminki kabus daha iyiydi diye geçirdi içinden... hala hareketsiz bir şekilde Urban'ın altında yatıp etrafı incelemeye çalışırken yerin sallanması ile kafasını sola çevirdi ve yıllarca aklından çıkmayacak o şeyi gördü .. iki kafalı bir kadın , hem de kafaları karnının üzerinde bluzün içine saklanmış, dışarı çıkmak istercesine bik bik sallanıyorlar. Corç titremeye ve dua etmeye başladığında yine geçmekte olan yaratıkların sesleri ile irkildi.. ' Kızım çekecekler bizi, bak yukardalar, ya şu bulutun ardında evet evet eli kulağında .. !!! ' Corç'un içini bir sevinç bulutu kapladı, yuvarlandığı gibi kızların önüne atladı.....

kızlar corçu gördüklerine şaşırmışa benzemiyorlardı. sanki her gün önlerine çıplak bir adam atlıyormuş gibi baktılar corça ve kahkahalar eşliğinde devam ettiler yollarına. corç kendini daha bir güvende hissetmişti kızların bu tepkisizliği sayesinde. ve birden aklına 2 başlı kadın geldi az önce kendini bir otobüsün altına atmasına sebebiyet veren. korkunç bir şey bu die geçirdi içinden. anlam veremedi bir an için, çünkü az evvel yanından geçen kızlar gerçek olamayacak kadar güzellerdi. peki o zaman o çift başlı kadının orda işi neydi? belki de zebanidir die geçirdi içinden. bunları daha sonrada düşünebilirim dedi kendi kendine üstünü temizlemek için ayağa kalkarken. fakat corçun unutuu birşe vardı: o da çıplak olduğuydu! yani temizlenecek bir tarafı yoktu. nereye gidebilirim die düşündü o haliyle, şeyini avucunun içinde tutarken. içinde bulunduu durum onu rahatsız etmeye başlamıştı. çünkü corç hiçbi zaman çıplak gezmezdi. ne olursa olsun üstünde bir fanila ve altında slip donu olurdu. ve tabi ayağında da beyazdan bozma çorapları.. belki de çıplaklık burda adettendir dedi kendine, baksana midesine yapışık 2 tane kafası olan bir kadın, 2 tane dünyalar güzeli huri, otobüs, platformlu kamyon.. corç bağlantı kurmaya çalışıyordu tüm gücüyle ama bağlantı onun kuramayacağı kadar karmaşıktı.. corç cehenneme geldiğini öğrendiğinde çok geç kalmış olacaktı..

Corçun minik kafasından binbir düşünce geçiyordu, akşamdan bulguru ıslatmıştı, bugün kısır yapmazsa atması lazımdı bulguru yazık, acaba hurileri bulup davet etsem gelirler mi, peki ya karından başlı yaratık ya tekrar karşıma çıkarsa nereye saklanırım, buradan çıkış var mı, huriler uzaylıları tanıyorlar mı, peki binaların içinde ne var, bu insanların yazlıkları var mı , kafam çatlayacak en iyisi binaya sızayım ben diye düşündü.. önce üzerine giyecek birşeyler bulması lazımdı. Corç iç güdüsel bir şekilde havuzun yanındaki binaya daldı , deli danalar gibi koşarak en yakın kapıyı açtığında içeride bazı işçi kıyafetlerine rastlaması ile bir oh çekti. Şimdi sırada karşı binaya sızmak vardı, zira bu bina ana yönetim binası gibi görünüyordu , zebaniler de huriler de burada olsa gerekti, hem ışınlama ünitesi bu binada olabilirdi. Gayet sakin ve doğal olmaya çalışarak kapıya doğru yöneldi, içeride yürüyen bazı insanları şimdiden seçebiliyordu, evet evet aman allahım karnında iki baş taşıyan kadın tüküre tüküre söylenerek yürüyordu, bu arada seçebildiği tek laf olan ' piknik' bir şifre olmalıydı.. kapılar açıdı , corç tanınmamak için kısmen yere bakarak yürüdüğü için ani bir çarpışmanın etkisi ile sarsıldı, kafasını kaldırdı ve anlam veremediği bir kütle gördü.. Gök taşı desem değil, sütun desem hiç değil, peki büyük bir yer elması olabilir mi ..neden olmasın.. ama iki taneydiler ve aynı familyadan gelmedikleri aşikardı. Yer elması panço tarzı birşey giymişti, diğerinin ise gözlerinde bir gariplik vardı, saftirik bir bakış , anlamsız bir ifade , bakışları taş edebilirdi... evet evet bunlar mitolojik hikayelerde geçen kapı zebanileri olmalı. O an aklında bir fikir belirdi, şifreyi söyle Corç şifreyi söyle dedi içinden bir ses. ' Piknik' diye haykırdı!!!

"Piknik!!"..

İşe yaramamıştı.. karşısında dikilmiş duran cehennem bekçileri bu şifreyi kabul etmişe benzemiyorlardı. üstünde panço olan irice zebani corçun üstüne doğru bir adım attı. corç zaten üstüste gelen olaylar karşısında tedirgindi, bir an kaçacak gibi oldu ama vazgeçti. panço zebanisi de üstüne gitmedi zaten. yanındaki saftorik zebanisi garip garip baktı.. ama kimse birşey yapmadı. corç uzaklardan gelen gürültüyle kafasını kaldırdı. 2 başlı koca kadın yanlarına yaklaşıyordu emirler yağdırarak. "bu onların başı olmalı" diye düşündü corç. tahmini doğruydu.

biraz bekledikten sonra içeri girmek için bir şifre olmadığını anladı. istediği gibi girebilirdi içeri. kimse birşey sormayacaktı ona. ve corç kendinden emin adımlarla merkez binaya girdi. içerisi tam bir uzay üssünü andırıyordu. yerler granitti ve metal ekipmanlar parlıyordu. sağ taraftaki koridora girmeye karar verdi. koridor boştu ama bir anda sağ tarafında bir adam belirdi. iri yarı saçları eski türk filmlerini andıran, beyaz çoraplı, "ifenimmm" diye bağıran bir adam. sonra başka bir adam ona "ismaill" diye bağırdı ve böylece corç da öğrenmiş oldu adamın adını. corç bu ismail canavarını kendi ayak işleri için kullanabileceğini düşündü, fakat bu büyük bir yanılgıydı. ismail insanları kullanır ama kendini asla kullandırmazdı.

sebebini anlayamadığı bir şekilde insanlar corçun üstüne üstüne gelmeye başladılar bir anda. hepsinin bir acelesi varmış gibi. belki piknik dedikleri şey buydu, kim bilir? ve corç şansını diğer koridorda denemeye karar verdi..

Corç arkasını döndü ve diğer koridora doğru ilerlemeye başladı kalabalığın aksi yönünde. ve işte yine o ses.. beynini uyuştuğunu hissetti. yine karından 2 başlı koca kadının ayak sesleri.. ve bu sefer etraflarında kimse de yoktu.. koridorda corç ve karşıdan gelen kocaman zebani.. zebani o ana kadar onu hiç görmemişti aslında. bu "piknik" denilen şeyle o kdr meşguldü ki.. ama işte o an.. gözleri corçun gözlerinde buluştu ve kalbi hızla çarpmaya başladı.. karından başlı zebani çok genç diildi. hatta yaşlı bile sayılabilirdi. hiç evlenmemişti. ama bunu yadırgamak gereksizdi. zira gerek ses tonu gerek görüntüsü gerek tavırlarıyla çok sevimli bir kişilik olmadığı hemen anlaşılabilrdi. corç da gözlerini çekmeden ona bakmaya başladı. sonra karından baş garip hareketlerle gözlerini kırpıştırarak ihihih die sesler çıkarmak suretiyle corça doğru koşmaya başladı. ve corç o an zorlu maratonun daha yeni başladıını anladı. var gücüyle koşmaya başladı koridorda ters yöne doğru. fakat üstüne büyük gelen iş kıyafetleriyle iç çamaşırı olmadan koşması çok zordu. corç bu tip şeylere alışık diildi. ama yine de karından başlı zebaniyi düşündükçe içine akıl almaz bir güç geliyordu. kolları bacakları daha önce hiç olmadıkları kadar hızlı hareket ediyordu. kendini merkez binanın dışına fırlattı arkasına bakarak. karından baş hala arkasındaydı. var gücüyle koşmaya çalışıyordu iri cüssesine rağmen. corç artık kaçamayacağını hissediyordu. zebani uzay üssünü ondan daha ii biliyordu. nereye giderse gitsin onu bulurdu. başka bir yolu olmalı diye düşündü corç. tekrar arkasına baktıında karından başın aradaki açığı hızla kapattıını farketti. artık çok geç dedi kendine.. ama işte tam o sırada ne olduysa oldu ve karından baş ortadan kayboldu.. corç "bu sefer şansım yaver gitti ama bunun 2.si olmayabilir" dedi kendi kendine üstünü başını toplarken..

0 Comments:

Post a Comment

<< Home